|
|
|
|
Havhav.com '28 Şubat 2008
 |
|
Nuri Alço ile Röportaj |
|
Nuri Alço kimdir? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Eskişehir doğumluyum. Eczacılık Fakültesi son sınıftan ayrıldım. İlk önce bankada kredi istihbarat şefliği yaptım daha sonra Pfizer ilaç firmasına girdim. Orada iki sene tıbbi mümesillik yaptım. Ondan sonra da Ses Hayat Mecmuası’nın düzenlemiş olduğu bir yarışmayla sinemaya ilk adımımızı attık. Bu arada Türkiye’nin ilk erkek mankenlerinden birisiyim. Zaten o zamanlar dört tane erkek manken vardı. Daha sonra da sinema hayatına geçtim. Yaklaşık iki yüzün üzerinde sinema filmim var. |
|
Bu yarışmaya katılmanızdaki sebepler nelerdir? İnsanların dikkatlerini barınaklardaki yardıma muhtaç hayvanlara çekmek gerekiyordu. O yüzden bu yarışmada bulunuyoruz ve çok da tuttu. Aslında programın saatleri çok karışık olmasına rağmen (üç – dört defa değiştirildi) yine de çok ilgi görüyor. Millet şaşırdı, akşam beklerken gündüz oynamış kimse seyredemedi. Umarım program saati bir düzene girer. Buradaki endişemiz insanların programı seyredememesi. Bundan önceki yarışmaların hepsinde yüzer milyar ödül vardı ama burada konu hayvanlar olduğu için yarışmadaki arkadaşlarımızın tamamı böyle bir ödül gözetmeksizin bu yarışmaya katıldılar ve öncülük yaptılar. Hepsine buradan bende teşekkür ederim. Gerçekten çok güzel bir şey. Bu ilki ve inşallah bunun devamı da gelir. Ayrıca insanların köpek eğitimi konusunda da bilinçlenmesi gerekiyor. Çünkü köpeklerin de eğitim ihtiyaçları var. Onlara eğitim yaptıran arkadaşlar var, bir okulları (Star Dogs) var. Fakat insanlar eğitim konusunda yanlış bilgi sahibi olduğu için, herkes kendi köpeğini kendi disiplin anlayışına göre eğitmeye çalışıyor. Ama bu eğitim işinin bir hoca tarafından yapıldığında köpeklerin neler yapabileceğini bu program sayesinde herkese gösterdik. Onun için bu programda arka plandaki eğitmenlerin de ön plana geçmelerini istiyorum. Yani biz bu yarışmayı yapıyorsak bizden daha çok payı olan eğitmenlerimizdir. Biz onların öğrettiklerini yalnızca uyguluyoruz. Esas başarı onlar ait. |
|
Sokakta yaşayan hayvanlar hakkındaki düşünceleriniz? Neler yapılabilir? Öncelikle hayvan sevgisi ufak yaşta başlamalı. Yani bunda anne babaya çok görev düşüyor. Aynı zanda okuldaki öğretmenlere de çok görev düşüyor. Geçenlerde buradaki eğitmenlerimizden Tamer hocanın anlattığı bir olay beni çok üzdü. Söylediğine göre, iki ufak çocuk Kartal’da bir kulübeye iki tane köpeği kapatıp yakmışlar. Bu yaştaki iki çocuğun böyle bir olaya karışması beni çok endişeye düşürdü. Bunlar şimdi iki tane köpeği işkence yaparak öldürüyorlarsa, bir iki sene sonra da insan öldürebilirler demektir aynı şekilde. Bunun için burada anne babaya çok görev düşüyor çocukları eğitmeleri açısından. Öncelikle hayvan sevgisini aşılayacaklar. Evlerine birer köpek olsun, kedi olsun almalılar. Onların canları yakılmadığı müddetçe, onlara iyi davranılırsa bu hayvan sevgisini kapacaklar demektir. Onun için çocuk yaşta aşılamak gerekiyor hayvan sevgisini. Peki bu konuda devlete düşen görevler nelerdir? Neler yapılması gerekir? Bu konuda devlete tabii ki de görevler düşüyor. Bildiğim kadarıyla barınaklarda o kadar çok aç ve bakımsız hayvan var ki… Tabii buradaki insanların bütçeleri sınırlı. Dolayısıyla hayvanlar birtakım imkânlardan mahrum kalıyorlar. Bana göre aynı bölgelerdeki belediye başkanları bu tür insanlara yardım kollarını açarlarsa ve o mıntıka da bulunan askeriyelerin yardımı olursa çok iyi olur. Mesela Beykoz’da Deniz Kuvvetleri var. Deniz Kuvvetleri’nin komutanıyla görüştüm. Orada Albay Ali Bey var. Bütün yemek artıklarını, kemikleri, etleri Beykoz Barınağı’na gönderecekler ki atılacak şey bunlar zaten. Aynı metot birçok yerde uygulanabilir. Yani bu tür yerlerden yemek artıkları barınaklara gönderilirse hem sevap kazanılır hem de oradaki hayvanların hiç olmazsa hayatlarını idame ettirmelerine katkıda bulunulmuş olur. |
|
Bu konuda insanlar bireysel olarak neler yapabilir? Tabii insan ister ki bunları kendi evlerine alsınlar, bahçelerinde baksınlar. Köpekler köy hayatından şehir hayatına geçmeden önce herkesi koruyan, herkesin bahçesinde olan hayvanlardı. O zamanlar jandarma yok, bekçi yok. Köpek kadar sadık bir hayvan daha görülmemiş. Onun için, o zamanlar bekçilik görevini yapan köpekler, şimdi evlerde çok güzel birer dost oldular. Tek başına yaşayan insanlar, özellikle yaşlı insanlar kendilerine dost olarak köpekleri görüyorlar, onlarla meşgul oluyorlar. Çok mutluluk verici bir şey. Bu tür şeylerin daha çok olmasını isteriz. Köpek sahibi olmak isteyen kişilere mesajınız var mı? Bana göre en güzeli hayvan sahibi olmak isteyenlerin hayvanları yavru iken barınaklardan almaları. Oralara gidip beğendikleri, sevdikleri hayvanı alacaklar. En iyi tavsiyemiz o ki oradaki hayvanlara sahip çıksınlar. Hem oradakileri kurtarmış olurlar, hem de oradaki görevlilerin yüklerini hafifletmiş olurlar. Zaten beğendikleri her çeşit hayvan var orada. O yüzden bunu tavsiye ederim. |
|
Yarışmadaki partneriniz Gazoz herkesin sevgisini kazanmış bir köpek. Onu sahiplenmeyi düşünüyor musunuz? Aslında bu çok zor bir durum biliyor musunuz? Ona çok alıştım. Onu sahiplenmeyi düşünüyorum fakat işim gereği evden 2–3 ay ayrı kaldığım oluyor. Böyle bir durumda Gazoz’un bakımını planlamam lazım. Bu konuda Stardogs ekibinden bir yardım alabilirsem Gazoz’u sahiplenmeyi istiyorum. Peki ileriye yönelik projeleriniz nelerdir? Şu sıralarda iki projem var. Birincisi Gani Müjde ile beraber Avşar Yapım’ın çekeceği bir sinema filmi. Diğeri de “Karanlıkta Makyaj” adlı bir dizi çalışması. |
|
Size Yarışmada ve iş hayatınızda başarıla diliyoruz. Ayrıca bu program vasıtasıyla barınaktaki hayvanların yaşantılarına dikkatleri çektiğiniz için havhav ekibi olarak teşekkür ederiz.
|